İslamiyet.forummum.net

 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kadinin haklari

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
beenwoolf



Mesaj Sayısı : 46
Kayıt tarihi : 15/03/09

MesajKonu: Kadinin haklari   Paz Mart 15, 2009 5:09 pm

"Birisine bir kız çocuğu müjdelenirse, üzüntüsünden yüzü simsiyah
kesilir..." (Kur'ân-ı Kerîm 16 (en-Nahl)/58 ) Bu âyette Allah (c.c.)
cahiliyyet insanının kadına bakışını anlatır ve takbih eder. Halbuki, "Allah diledigine kız, dilediğine erkek, dilediğine ikisini birden verir,
dilediğini de kısır yapar." (Kur'ân-ı Kerîm 42 (es-Sûrâ)/49)

Kadın da tıpkı erkek gibi doğar, erkek gibi insan yavrusudur. Şefkatte ve
hediyede aralarını ayırırlarsa, anne baba sorumlu olurlar. Peygamberimizin
vasiyyetini gözetmemiş olarak şefaatten mahrumiyeti hak ederler. Cahiliyyet
duygularının insanlarda zaman zaman depreşeceğini bildiği için, Efendimiz
kız çocuklarının, eğitimini özellikle vurgular ve "üç, iki, hattâ bir kız
çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle
beraber olacağını" (Ibn Mâce, edep3) duyurur. Çocuğun kız doğmasında da
erkekte olduğu gibi, "Şükür" olarak "akîka" kurbanı kesilir. Ismi güzel
verilir, zorunlu eğitimi yaptırılır. Gerekli cinsel bilgileri anneden alır.
Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan
ayırmaz. Tersine, ihmale uğrayacaklarını bildiği için, Peygamberimiz
özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş. haklarının korunmasını emretmiştir.
Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah'ın
(s.a.) zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.)

Kadın hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş,
sıra evlenmesine gelmiştir. Damat adayını görmesi bir hakkı ve aynı zamanda
bir sünnettir. Beğenmezse reddeder, velîlerin ve damat adayının ısrarı
hiçbir şeyi değiştirmez.

Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alır.
Mihir onun Allah'ça belirlenmiş en tabii hakkı ve hayat garantisidir.
Harcama sahası, meşru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Mihrini,
ya da varsa diğer mal varlığını, hayır yolunda harcayabileceği gibi ticarî
işletmelerde kullanabilir, şirketler kurar, şirketlere hisse senetleriyle
ortak olur, kazanır ve kazandığını da istediği yerde harcar. Çünkü kendi
sosyal güvenliği, kocaya varmakla garanti altına alınmıştır. Ev için ve
kendisi için gerekli bütün zarûri harcamalar erkeğin sırtınadır. Erkek,
elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı
ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa
evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu
sonuçlanır.

Kocası onu tahkir edemez, onun hayat arkadaşı olduğunu unutmamak zorundadır, darılıp evinde yalnız bırakamaz. Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır. (Bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)

Evde hanımıyla şakalaşmak, eğlenmek ve onu eğlendirmek kocanın
görevlerindendir.

Kadının hak-hukuk tanımayıp isyan etmesi dışında, sudan bahanelerle erkek
karısını dövemez, (Karının dövülmesi konusunda Kur'ân-ı Kerîm 4 (en-Nisâ)/34 âyeti ve tefsirlerine bakılabilir. Örnek olarak bk. Ibn Kesîr N/257; Kurtubî NI/170,172,173; Elmalı N/1351; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Ibn Mâce, menâsik 84; Müslim hac 147; Tirmizi, Rada'11; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Halebî Sağîr s. 395; Halebî Kebîrs. 621; Canan, Terbiyes. 391;) hastalık kıskançlığından kaynaklanan şüphesinden ötürü karısını anî baskınlarla rahatsız edemez.Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadîslerinde ailesinden uzun zaman ayrı kalanbirisinin, haber vermeden gece ansızın eve gelmesini yasaklamıştır. Bunda ayrıca koltuk altı, etek tıraşı ve süslenip taranmayla kocasına hazırlık yapabilme imkânı bulması da, sebep olarak zikredilmiştir. (Bu konuda bir hadîs-i şerîfin meâli şöyledir: "(Uzaklardan) geceleyin geldiğinde hanımmn yanına girme ki, bıçak kullanıp tıraş olsun, dağınıksa tarasın. (gelişine hazırlansın)" Buhârî, nikâli 121,122; Müslim, radâ' 58, imâret 181,182; Dârimî, nikâh 32, cihâd 163; Müsned NI/298. Hadîs şerhleri buna sebep olarak bir de, eve geceleyin aniden girmesinin, hanımının ihanetinden şüphelendiği anlamına gelebileceği ihtimalini gösterirler.)

Kocanın karısını cinsel yönden tatmin görevi de vardır. Peygamberimiz,
karısını düşünmeden, işini bitirerek hemen inen insanları horoza, yani
hayvana benzetmiş ve sevişip okşama olmadan cinsel ilişkiye geçilmemesini
tavsiye etmiştir. (Deylemî'den, Gazâlî, Ihyâ N/52 (Terc. N/129); Ayrıca bk.
Suyutî, el Camiu's-sağîr (Fethu'I-Kadîr ile) VI/323) Çünkü erkek bakmakla
hemen tahrik olabilir, ama kadın cinsel ilişkiye ancak uzun bir okşama
döneminden sonra hazır hale gelir. Iyi bir erkek, karısını bu işe
hazırlamayı başarabilen ve kendi doyduğu gibi onu da doyurabilen erkektir.
Cinsel ilişkide sadece kendisini düşünen erkekler, karşısındakine
zulmettiklerini ve işkence ederek zevk aldıklarını unutmamalıdırlar.

Evlendikten sonra bir yıl içerisinde hiç cinsel ilişki yapamayan erkekten
kadının ayrılma hakkı vardır. Kadın "peşin mihrini" almadan kendisini erkeğe teslim etmeyebilir.

Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir. Kadın
ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır. Süslenmesini istiyorsa, süs malzemeleri ve koku masrafi erkeğe aittir. Yılda yazlık ve kışlık olmak üzere iki takım elbise erkeğe aittir. Anlaşmazlik söz konusu olursa elbisenin nitelikleri mahalli idarelerce tesbit edilir. Kadın, kocası sefere çıkarken, gelmediği günler için nafakasına, ondan kefil alabilir. Âdetli günlerinde kocasından ayrı yatmak isterse, ayrı bir yatak istemek hakkıdır.

Durumuna göre kadın kocasından hizmetçi isteyebilir. Hizmetçinin ücreti
kocasına aittir. Örfe göre kadınların yapmaması ayıplanan ev işleri dışında
kadın, hiçbir iş yapmak zorunda değildir.

Ihtiyaç duyarsa kocasıyla aylık nafaka miktarında anlaşırlar. Yetmediğini
anlarsa artırmasını ister, koca kabul etmezse mahkemeye başvurabilir.

Kadın kocanın yakınlarını istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde
oturtmak zorundadır. Buna sebep olarak, kocasıyla oynaşmak ve yararlanmak
arzusuna, onların bulunmasının engel olacağı gösterilmiştir. Hattâ cinsel
ilişkiyi bilmeyecek kadar küçük olan çocuğu dışındakiler için de aynı
sebeble ayrı odalar istemek, kadının hakkıdır.

Kadının, haftada bir kez anne-babasını ziyaret hakkıvardır, erkek buna engel olamaz.

Erkeğin haklarına bir zarar vemeyen meşru işlerde; kadının meşru çerçevede
çalışmak hakkıdır.

Âdet ve lohusalıktan ötürü hamama gitmek istediği takdirde, hamam parasını
erkek verir, ancak hamamda avret yerlerinin açılmamasına riayet edilmediği
biliniyorsa, kadın hamama gönderilmez.

"Ric'î" (dönülebilir) ya da "bâin" talakla boşanan karısının her türlü
nafakasını, iddeti içerisinde erkek verir.

Bu söylediklerimiz bütün fıkıh kitaplannda kadının erkek üzerindeki hakları
sayılırken açıklanan konulardan sadece birkaç örnektir. Sonra bunlar birer
tavsiye niteliğinde değil, yaptırımı olan kanûni haklardır. Karadeniz'de,
Anadolu'da. şurada-buradâ kadınlar çalıştırılıyor ve ancak erkeğin
yapabileceği zor işler altında eziliyorlarsa, bunun suçu İslam'ın değil,
Islâmı onların hayatından uzaklaştıranların olsa gerektir.,

Bir seçim sözkonusu olduğunda kadının seçme hakkının bulunduğunu çoğu Islâm
bilginleri söylemişlerdir. Çünkü onların böyle bir hakkının olmadığına dair
hiçbir delil yoktur. Kaldı ki seçme, "bey"at"tan ibarettir. Halbuki,
Peygamberimiz kadınlardan da bey'at almıştır. (bk. Kur'ân-ı Kerîm 60/12
âyeti ve tefsirleri.) Hz. Ömer'den sonra seçilecek halife için, evlenmemiş
genç kızlar dahil, herkesten fikir alınmıştır.(bk. Muhammed Hamîdullah,
Islâm Müesseselerine Giriş Ist.1981, s. 112 (Ibn Kesîr'den nakil))

Nihayet kadın öldüğünde kefeni de kocasına aittir. (Özet olarak sunduğumuz
bu maddelerin daha geniş bir açıklaması için bk. Ibn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, Mısır 1380 (1960) NI/571 vd. Ayrıca bütün fıkıh kitaplarının nafaka
bölümleri ve özellikle Serahsî, Mebsût V/180 vd.)

Görüldüğü gibi kadın geçim konusunda hiçbir derdi ve endişesi olmayan, yani
alabildiğine sosyal güvenliği bulunan bir insandır. Ve bütün bunlar bir
anlaşmazlık sözkonusu olduğunda mahkeme kararı ile belirlenecek olan kanunî
haklardır. Yoksa Islâm'da karı-koca birbirinden devamlı hak koparmak için
çekişip duran iki düşman kutup değildirler. Birbirlerini tamamlayan,
birbirlerine yardım eden, destek olan, huzur ve moral kaynağı oluşturan, bir
bütünün iki yarım parçasıdırlar. Tıpkı Peygamberimiz'in ev işlerine yardım
etmesi, Hz. Ali ile eşi Fatıma arasında iş bölümü yapması gibi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Kadinin haklari
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kadın ve Aile-
Buraya geçin: